Dövizli Askerlik Hizmetine Tabii ER

Askerlikten öğrendiklerim

Dövizli Askerlik Hizmetine Tabii ER

Dövizli Askerlik Hizmetine Tabii ER

Kesinlikle vakit kaybı
O kadar gereksizdi ki, hayatımda bu kadar boş vakit geçirdiğim bir zaman hatırlamıyorum. Herkes işini gücünü bırakmış, gelmiş, bir kaç kendini bilmez adamın keyfi için uğraşıyorlar. O kadar genç var ki tüm güzel ve enerjik günlerini burada heba ediyorlar. Yazık! Diyorlar “Her Türk Asker Doğar” diye. Doğru ama bu demek değil ki tüm Türk devletlerinde zorunlu askerlik vardı. Osmanlı daha ilk padişah zamanında profesyonel bir ordu kuruyor: Yeniçeriler. Hem de öyle bir ordu ki yüzyıllarca dünyanın altını üstüne getiriyorlar. Bizdeki sistem tamamen saçmalık, daha doğrusu adamların kendi deyimleriyle “gelip rengimizden boyansınlar”…
İnsan fıtratına aykırı
Tamam, sabah erken kalktık, sürekli spor yaptık, gece geç yattık ama giysiler kışlık giysilerdi. Hatta kışın bile giymesi saçma olabilecek kadar berbat tasarımlar vardı. Odalarda en az 8er kişi yatıyorduk. Yatakhanelerde tek bir duş bile yoktu. Gündüz vakti tuvaletler kilitliydi, sabah temizlenmiş de kirlenmesin diye. Verdikleri giysilerden bahsetmedim bile daha. Biz asker değiliz, olmayacağız da. Ne diye askeri eğitim alan gençlere gerçek bir eğitim vermek yerine saçma sapan işlerle meşgul ediyorlar.

 

Kesinlikle bekar iken yapılabilecek bir etkinlik
Evliyken aklın ya karında ya çocuklarında oluyor. Evli olmak demek belli bir yaşa ermiş olmak da gerektiriyor. Bu yaştan sonra da nisanların ağız kokusunu çekmek o kadar zor ki.

 

Çok pis ve sağlıksız
Koca yatakhane de bir tane duş yok. Banyolarda keselenmek imkansız. Hatta yıkanmak da bir hayli zor. 15 dakika zaman veriyorlar, soyunma ve giyinme zamanları dahil. Sıcak su çavuşların insafına kalmış. Giysileri yıkamak için işkence çekmen mi gerekiyor yoksa uzun dönem mi askerlik yapman gerekiyor anlamadım. Botlar yüzünden kaç arkadaşımın ayağında mantar çıktı, sayısını unuttum.

 

Tamamen para tuzağı
Bir içme suyu sorunu var, dillere destan. Ne askeriyedeki ne de şehirdeki çeşmelerden su içilemiyor. Tek içilebilecek su kantinde. O da yarım litresi 50 kuruş. Şehirde de aynı durum. Askeriyeye girerken tüm bavullar aranıyor ve her türlü yiyecek ve içecek çöpe atılıyor. Neden olarak da sağlıksız olma ihtimaliymiş. Dışarıdan getirilen yiyecekler yüzünden askeriyenin içi farelerle de dolabilirdi tabii, ama her şey parayla da olunca olmuyor ki. Biz sanki o paraları yolda buluyoruz. 3 hafta içinde normalde harcayacağımın 5-10 katı kadar para harcadım.

 

Dünyada ne kadar çok çeşit insan var
Bazıları şen şakrak ama geçmişi karanlık, bazıları çok iyi, bazıları çok kötü, bazıları kendini tamamen dünya zevklerine adamış. Bir kısmı her şeyi boş vermiş. Yaşıyor öylesine. Ama en çok gözümü yaşartan nokta camide sürekli birilerini ibadet ederken görmek ve cumaları caminin tıka basa dolması.

 

İnsan psikolojisi her yerde aynı
Aç insan her zaman aynı şekilde davranıyor. Yorgun insanın durumu belli. Uzun süre bekar kalanların durumu da acınacak halde.
Ve sonuç:
Evimden bu kadar ayrı kaldığıma mı yanayım, orada geçirdiğim bu boş ve gereksiz zamana mı yanayım, askeriye hakkındaki düşüncelerimin daha da kötüleşmesine mi üzüleyim yoksa harcadığım liralara mı? En kötüsü bir bunlar için ocaktan hazirana kadar uğraşıp durdum. O da bize önceden gerekli olan belgeleri çok değerli arkadaşlarımızın söylememiş olması ve okulun bizim ile ilgili tüm belgeleri yıl sonunda attıyor olması. ne diyeyim. YAZIK!